Mahmud Es'ad Çoşan Previous

  • m-esad-cosan.jpg

Tevbeyi Çok Yapmalıyız

M. Es'ad Coşan

Tevbe, dil ile estağfirullah, Allahümme’ğfirlî, “Tevbe yâ Rabbi!”, “Affet yâ Rabbi!”, “Bağışla yâ Rabbi!” demekten ibaret değildir.

Tevbenin Arapça mânası “dönmek” demektir.
et-Tâibu mine’zzenbi “günahtan dönen” demek.

Sen günahı bıraktın mı?

“Yok, bırakmadım hocam. Yarın bu günahı yine yaparım. Yarın yine giderim, içkimi satarım. Yine içkimi içerim. Yine namazımı boşlarım. Yine gıybetimi yaparım...”

Olmadı. Dönmedin ki günahtan! Günahtan döneceksin.

Tevbe dil ile olursa yalancıların tevbesidir. “Tevbe yâ Rabbi” diyor.

Ne demek yani?

“Döndüm yâ Rabbi” diyor, dönmemiş. Olmaz. Günahtan dönecek. Pişman olacak, ağlayacak.

Tevbe sûresini okuyun, oradaki;

وَعَلَى الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا

Ve ale’sselâseti’llezîne hullifû1 âyet-i kerîmesinin tefsirlerini okuyun. Sebeb-i nüzûlünü okuyun. Görün bakalım tevbe ne kadar zormuş!..

Üç kişi var, savaştan geri kalmış da 53 gün ızdırap içinde kıvranıyorlar.

“Allah acaba affetti mi affetmedi mi?..”

Resûlullah Efendimiz; “Yürüyün cihada!” demiş de gecikmişler.

Üç kişi gecikmişler, cihada gitmemişler. Namaz kılıyorlar, ibadetlerini yapıyorlar ama Resûlullah’ın buyruğunu tutmadılar, savaşa gitmediler. 53 gün...

إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ

İzâ dâkad aleyhimü’l-ardu bimâ rahubet.2 “Yeryüzü onca genişliğine rağmen onların başına dar geldi.”

Şu gökyüzü dar geldi onlara. Doğduklarına pişman oldular. Ağladılar, üzüldüler, ölümü istediler. Ne hallere düştüler...

Çok üzüldüler de 53 gün sonra “tevbeleri Allah tarafından kabul oldu” diye âyet indi.

Tevbe oyuncak değil! Döndüysen erkekçe dön, günaha bir daha düşme! Döndüysen Allahu Teâlâ hazretlerine kul ol, kullukta yürü.

Ama yürürken yine hata etmez miyiz?

Tabii hatasız kul olmaz, yine hata edersin ama düşmemeye çalış. Gayret et, dişini sık, gevşek kul olma, sağlam niyetli ol, azimli ol; yine düşersen yine kalkarsın. Bin defa düşsen, kalksan, tevbeni Allah kabul eder. Ama içinden sağlam bir niyetle döneceksin. Pişmanlık duyacaksın. Günahından iğreneceksin. Kendine kızacaksın. “Nedir benim bu yaptığım?!” diyeceksin. “Bir daha yapmayacağım!” diyeceksin. “Söz!” diyeceksin.

Ama o sözü söylediğin zaman;

“Yarın bunu yine ben yaparım, yapacağım. Arkadaşlarla buluşuruz, yine o günahı işleriz.” diye değil.

“Artık yapmayacağım. Buluşmayacağım. Olmayacak, bitti!” diyeceksin.

Yine yaparsan Allah yine affeder. Ama halis niyetle, yapmamaya azmetmiş olacaksın.

Böyle bir tevbeyle tevbe eden kimseyi Allah sever.

إِنَّ اللَّـهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ

İnne’llâhe yuhibbu’ttevvâbîn.3 “Allah tevbe edenleri sever.”

Ama dikkat ederseniz [hadiste] “tâib” diyor, [âyette] “tevvâb” diyor. Tevvâb demek, “tevbeyi çok yapan” demek.

Madem günahı çok işliyoruz, o halde tevbeyi de çok yapmalıyız. Her zaman tevbe etmeliyiz.

“Yâ Rabbi, bilerek yaptıklarıma tevbeler olsun. Yâ Rabbi, bilmeyerek ettiğim hatalara, kırdığım potlara, cahilliklere de tevbe olsun. Bilmediklerimi de bağışla, bildiklerimi de bağışla!” diye Allah’tan çok tevbe edip affımızı çok istemeliyiz.

----------------------------------

* 1 Aralık 1988.

[1] 9/Tevbe, 118.

[2] 9/Tevbe, 118.

[3] 2/Bakara, 222.

Copyright. © 2014 Bursa İlim Kültür Ahlak ve Çevre Derneği | Tasarım: akademi grafik
Telefon: 0224 255 13 13 Adres: Demirtaş Paşa Mah. Tuğlalı Sok. No:4 Osmangazi - Bursa E-posta: bikaced@gmail.com