Akademik Makaleler Previous

  • zulum.jpg

Zulum, Zalim ve Zalimler

zulum

İlim Kültür ve Sanat Vakfı (İLKSAV), 2002 yılından beri kendine yakışır şekilde 12 sayfalık duvar takvimleri çıkarıyor.

Her sene bir önceki seneden daha bir üstün kalitede hazırlıyor. Bu sene (1434. hicri yılda) de, yeni bir konu ve farklı bir yüzle tekrar elimize ulaştı. Bu takvimin bir özelliği de, “Hicrî Takvim” esas alınarak çıkarılmasıdır. Bu seneki takvim aşağıdaki cümlelerle sahiplerine sesleniyor:

[“Hicret bir başlangıçtır!”
“Hicrî takvim, Ay’ın hareketlerine göre zamanı hesaplayan Server-i Ser Efendimiz (S.A.S.)’in Medîne’i Münevvere’ye hicretini tarihin başlangıcı olarak kabul eden takvimdir. Kur’ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre inmiştir. Her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. Temel ibadetlerimizden Hacc’ın ifası, orucun ne zaman başlayacağı ve biteceği, mübarek kandiller ve bayramlarımız, hangi gece veya gündüzlerin diğer gecelerden üstün olduğu veya feyiz ve bereket açısından daha önemli olduğu hep Hicrî Takvim esasına göre belirlenmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar da hayatlarında yer teşkil eden önemli tarihleri Hicrî Takvim’e göre belirlemeli ve Hicri Takvim’e göre törenlerini düzenlemelidirler. Dualarını ve hediyeleşmelerini o günlerde arttırmalıdırlar.”

İLKSAV olarak düstur edindiğimiz bu ifadeler, aslında 13 senedir takvim olarak sizlerin teveccühüne sunuluyor. Bununla beraber son iki yıldır farklı bir yenilikle daha sizlerin karşısına çıkıyoruz. Artık, İLKSAV Takvim yılımızı “bizim için yeni yıl başlangıcı olarak önemsediğimiz, öne çıkartmak istediğimiz gün olan, Muharrem ayının 1’i” ile başlatıyoruz.

Zulüm: Şirk, Hakk’ı inkar, Allah’a (C.C.) karşı yalan uydurmak, Allah’a (C.C.) ortak koşmak, Küfr anlamlarına gelmektedir.
İLKSAV 1434/2013 TAKVİMİ’miz "zulüm, zalim ve zalimler" kavramlarını gündemimize taşımaktadır.
Yeni zamanlarda buluşma dileği ile…]

İşte bu anlamlı düsturla çıkan takvimde aşağıdaki sıralamaya göre seçilmiş ayetler yer almaktadır. Bizde KAB Platformu olarak bu önemli konuyu gündemimize alarak siz sevgili okuyucularımızla paylaşmak istedik.
*
Hani Lokman, oğluna öğüt vererek: “Ey yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü O’na ortak koşmak büyük bir “zulüm”dür.” demişti.
31/Lokman, 13
*
Kendisi İslâm’a davet edilirken (ona geleceği yerde,) Allah’a karşı yalan uydurandan daha “zalim” kim vardır? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola (ve başarıya) erdirmez.
61/Saff, 7
*
Rabbinin âyetleriyle (kendine) nasihat edildiği halde, onlardan yüz çeviren ve kendi yaptığı (günahları)nı unutan kimseden daha “zalim” kim vardır? Biz de (bu sebeple) onların kalplerinin üzerine, onu (Kur’an’ı) iyi anlamalarına engel olan perdeler ve kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da, asla doğru yola gelmezler.
18/Kehf, 57
*
Şu halde, Allah’a karşı yalan uyduran veya âyetlerini yalanlayandan daha “zalim” kim olabilir? Onların Kitab’dan nasipleri (ne ise) kendilerine ulaşacaktır. Nihayet canlarını alacak elçilerimiz (melekler) onlara geldikleri zaman: “Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız/dilek ve şikayetlerinizi yaptığınız (putlar) nerede?” diyecekler, onlar da: “Bizi bırakıp kayboldular.” diyecekler ve böylece hakikaten inkârcı olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edecekler.
7/A’râf, 37
*
Fakat “zulüm” (ve inkâr) edenler, (Allah’ın hükümleri yerine) ilim dışı olarak kendi keyiflerine uydular. Allah’ın sapıklıkta bıraktığını kim doğru yola iletebilir? Onlara hiç yardım eden de olmaz.
31/Rûm, 29
*
(Ey müşrikler! Siz) hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ın imârını, Allah’a ve âhiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimse(nin işi) gibi mi tuttunuz? Allah katında (bunlar asla) eşit olamazlar. Allah, (kendisini bırakıp başkalarına bağlanarak müşrik olan) “zalim”ler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
9/Tevbe, 19
*
Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendilerinin benzerini yaratmaya kâdir olduğunu görmediler mi? (Allah) onlar için (geleceğinden) asla şüphe edilmeyen bir vade koymuştur. Böyle iken “zalim”ler ancak küfürde direndiler.
17/İsrâ, 99
*
Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü/İslâm’a karşı olmayı sevip tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dost edinmeyin. Sizden kim onları ‘dost edinir ve onların velayetleri (idareleri) altına girerse’, işte onlar, “zalim”lerin ta kendileridir.
9/Tevbe, 23
*
Allah, ancak din(iniz) hakkında sizinle savaşanlarla, sizi (dininize göre yaşadığınızdan dolayı hor görüp) yurdunuzdan (veya bulunduğunuz yerden) çıkaranlarla ve sizin çıkarılmanıza arka çıkanlarla dostluk kurmanızdan sizi meneder. Her kim de onları dost edinirse, işte onlar “zalim”lerin ta kendileridir.
60/Mümtehine, 9
*
İman edip de imanlarını “zulüm”le (şirkle) karıştırmayanlar (var ya), işte (korkudan) emin olmak onların (hakkı)dır. Onlar doğru yolu bulmuşlardır.
6/En’am, 82
*
(Yahudileri harbe teşvik eden münâfıkların durumu da) şeytanın hali gibidir. Çünkü o insana: “İnkâr et” der, (insan) inkâr edince de: “Hakikaten ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” der. Nihayet ikisinin de sonu, ebedî olarak ateşte kalmaları oldu. “Zalim”lerin cezaları budur.
59/Haşr, 16-17
*
(Kullarımın) iş(in)den hiçbir şey sana ait değildir (sen sadece tebliğ edici ve uyarıcısın). O (Allah) ya onların tevbelerini (İslâm’a girmekle) kabul edecek veya zalim (müşrik) olduklarından onlara azap edecektir.
3/Âl-i İmrân, 128

Copyright. © 2014 Bursa İlim Kültür Ahlak ve Çevre Derneği | Tasarım: akademi grafik
Telefon: 0224 255 13 13 Adres: Demirtaş Paşa Mah. Tuğlalı Sok. No:4 Osmangazi - Bursa E-posta: bikaced@gmail.com